Paranın Geleceği - Kripto RADAR
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %
  • /TL
    %

Paranın Geleceği

Paranın Geleceği
Hemen içeriği sesli olarak dinleyebilirsiniz!

Sizlere, paranın geleceğinden söz etmek istiyorum. 1900’lerin başında Mikronezya‘da yaşamış, “Yap” olarak anılan medeniyet hakkında bir hikayeyle başlayalım. Size “Yap”tan bahsetmek istememin sebebi, para biçimlerinin bir hayli ilginç olması. Rai taşı olarak isimlendirilen kireç taşından diskleri kullanıyorlar. Ancak “Yap”, Rai taşlarını tedavüle sokmuyor ya da bizim gibi paralarını bozdurmuyorlar. Çünkü Rai taşları epey hacimli olabiliyorlar. En büyüğü yaklaşık 4 ton ve 3.7 metre genişliğinde. Dolayısıyla, Yap sadece kimin, hangi taştan ne kadar payı olduğunu kaydediyor.

Okyanusta bir taşı taşırken sorun yaşayan ve taşı düşüren denizcilerle ilgili bir hikaye var. Bu denizciler ana karaya geri dönüp, insanlara neler olduğunu anlattılar. Ve bu insanlar, denizcilerde bir taş olduğu ve dolayısıyla bu taşın da hesaba dahil edilmesi gerektiğine karar verdiler. Bu taş okyanusun dibinde de olsa Yap ekonomisinin bir parçası olmaya devam etti.

Bunun, yüz yıl öncesine ait sıradan bir medeniyet olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bunun gibi şeyler batı dünyasında da oluyor ve Yap halen bu taşların bir formunu kullanıyor.

1932 yılında Fransız Bankası, Birleşik Devletler’den tahvillerini dolardan altına çevirmesini istedi. Ancak, bu kadar altının Avrupa’ya nakliyesi oldukça zahmetli ve elverişsizdi. Dolayısıyla, birileri altının depolandığı yere giderek, sadece artık Fransa’ya ait olduğunu belirten bir etiketleme yaptı. Ve herkes bu altının Fransa’ya ait olduğunu kabul etti. Bu da aynen Rai taşları gibi.

Bu iki örnekle vermek istediğim mesaj, bir dolar veya taş yahut bozuk parada, kendiliğinden değerli olan hiçbir şey yoktur. Bu şeylerin değerli olmasının tek sebebi böyle olması gerektiğine dair karar vermiş olmamızdır. Yani, kararımızdan dolayı bu değerde oldular. Para, birbirimizle yaptığımız alışveriş ve ticari işlemlerle ilgilidir. Para, nesnel bir şey değildir. Bu, birbirimize değer hakkında anlattığımız kolektif hikayeyle ilgili. Ortak bir kurgu. Ve bu çok etkili bir konsept.

Geçtiğimiz yirmi yılda, dijital para kullanmaya başladık. Doğrudan mevduat ile ödeme aldım, banka transferiyle kiramı, internetten vergilerimi ödedim. Ve her ay, maaşımdan az bir miktar düşülüp, emeklilik hesabımdaki ortak fona yatırıldı. Tüm bu işlemler kelimenin tam anlamıyla bilgisayardaki “1”ler ve “0”ların değişimiyle yapılıyor. Para ya da taş gibi fiziki tek bir şey bile yok. Dijital para öyle bir hâl aldi ki dünyanın herhangi bir yerindeki birisine saniyeler içerisinde ödeme yapabiliyorum.

Bu sistem işlediğinde, bilin ki bütün 1’ler ve 0’ların arkasında büyük kurumlar var. Ve işlemediğinde ise, bu genelde bu büyük kurumların hataları yüzünden oluyor. Ya da en azından onların düzeltmesi gereken bir hata oluyor. Ve çoğu zaman bunu düzeltemiyorlar. Bu sistemde bir çok uyuşmazlık var. Amerikan kredi kartı şirketlerinin, çip ve pin uygulamasına geçişleri ne kadar zaman aldı? Kredi kartlarımın yarısı, Avrupa’da hâlâ çalışmıyor. Bu bir sorun. Farklı ülkelere ve farklı para birimlerinde yapılan havaleler gerçekten de pahalı: uyuşmazlık. Hindistan’daki bir girişimci, dakikalar içerisinde online bir iş kurabiliyor. Ama borç alması ve borç tahsili zor oluyor: uyuşmazlık. Dijital paraya erişimimiz ve serbestçe işlem yapabilme gücümüz bu gardiyanlar tarafından esir alınmış. Ve sistem içerisinde işleri yavaşlatan bir çok engel var.

Çünkü dijital para gerçekte benim değil; bankamın, kredi kartı şirketimin veya yatırım şirketimin veri tabanlarındaki girdilerden ibaret. Ve bu şirketler “hayır” deme hakkına sahipler. Eger bir PayPal kullanıcısıysam ve Paypal beni yanlışlık eseri dolandırıcılık ile suçlarsa, buraya kadar. Hesabım dondurulur ve ödemelerimi tahsil edemem.

Bu kuruluşlar, ilerleme yoluna taş koyuyorlar. Kaçınız Facebook fotoğraflar, Google fotoğraflar yada Instagram kullanıyorsunuz? Benim fotoğraflarım her yerde. Telefonumda, dizüstü bilgisayarımda, eski telefonumda, Dropbox’umda var. Tüm bu farklı site ve servislerde var. Ve bu servislerin çoğu da işbirliği içerisinde çalışmıyorlar. Ortaklaşa bir çalışma içinde değiller. Ve sonuç olarak, fotoğraf arşivim karmakarışık.

Kuruluşlar para arzını kontrol ettiklerinde de aynı şey oluyor. Bu servislerin de çoğu işbirliği içerisinde çalışmıyor. Sonuç olarak, bu da ödeme ile yapabileceklerimizi sınırlıyor. Ayrıca işlem maliyetini arttırıyor. Şimdiye kadar, paranın iki aşamasını tecrübe ettik. Analog bir dünyada, bu fiziksel objelerle iş yapmak durumundaydık ve para belli bir hızda tedavül etti: İnsanların hızıyla. Dijital bir dünyada, para daha uzaklara, daha hızlı bir şekilde ulaşabilir. Ancak biz, bu gardiyan kuruluşların merhametine kalmış haldeyiz. Para, sadece bankaların hızında hareket ediyor.

Paranın yeni bir fazını görmeye yaklaştık. Paranın geleceği programlanabilir. Yazılımı ve parayı kombine ettiğimizde, para sabit bir değer biriminin ötesine geçer ve biz de güvenlik için bu kuruluşlara daha fazla ihtiyaç duymayız. Programlanabilir bir dünyada, bu döngüden insanları ve kuruluşları çıkartabiliriz. Ve bu gerçekleştiğinde, artık işlem yapıyormuş gibi bile hissetmeyeceğiz. Para, yazılım tarafından yönlendirilecek ve bu tamamen güvenli bir akış olacak.

Şifrelenmiş döviz bu evrimin ilk adımı. Bu, devlet veya bankalarca işletilemeyen bir dijital para türü. Bu, aracısız bir dünyada çalışabilmek için tasarlanmış bir para türü. Bitcoin, en yaygın olan şifreli döviz ama bunlardan yüzlercesi daha var. Mesela Ethereum, Litecoin, Stellar, Dogecoin ve bunlar popüler olanlardan sadece birkaçı. Bu şeyler gerçek para. Oturduğum sokaktaki suşi restoranında Bitcoin kullanılabiliyor. Telefonumda sashimi satın almak için kullandığım bir uygulama var. Ama bu sadece küçük işlemler için geçerli değil.

Şifreli dövizler, matematiğin “kriptografi” isimli özel bir dalına dayanıyor. “Kriptografi”, güvenli iletişimi konu edinen bir alan ve çok önemli iki konuyu inceliyor: Bilgi akışını ilk bakışta anlaşılmayacak şekilde gizlemek ve bilgi akışının kaynağını doğrulamak. Çevremizdeki bir sürü sistemin temeli şifrelemeye dayanıyor. Ve bazen o kadar etkili oluyor ki, ABD hükumeti bunu bir silah olarak sınıflandırdı.

2. Dünya Savaşı boyunca, Enigma gibi şifre sistemlerini çözmek, düşmanın bilgilerini öğrenmek ve savaşın gidişatını değiştirmek açısında önemli bir role sahipti. Bugün, modern bir web tarayıcısı kullanan herkes gelişmiş bir şifreleme sistemi çalıştırıyor. İnternetteki etkileşimlerimizi böyle koruma altına alıyoruz. Şifrelerimizi yazıp, finansal bilgilerimizi gönderdiğimiz web sitelerini güvenli kılan şey bu. Eskiden bankaların bize sunduğu, güvenilir, dijital para aktarımı hizmetini, şuan zekice tasarlanmış şifreleme uygulamalarıyla alabiliyoruz. Bu da demek oluyor ki, artık işlemlerimizin güvenliği için bankalara itibar etmek zorunda değiliz. Bunu kendimiz sağlayabiliriz.

Bitcoin, Yap’ın düşünce sistemiyle aynı temellere dayanıyor. Kolektif, global bilgi transferi. Bitcoin’de, Bitcoin harcayarak aktarım yapıyorum ve biri bana ödeme yaptığında Bitcoin transfer etmiş oluyor.

Sihirli bir kağıt hayal edelim. Bu kağıdın çalışma prensibi, size de bir tanesini verdiğimde, kendiminkine yazdığım şey verdiğim kağıtta da beliriyor. Bütün insanlara bu kağıttan verdik diyelim. Herkes Bitcoin’de ne transfer ettiğini yazıyor olsun. Yani bütün bu transferler herkesin kağıdında kopyalanıyor. Kendi kağıdıma baktığımda, Bitcoin ekonomisindeki gerçekleşen bütün transferleri görebiliyorum. Bitcoin’de de yapılan bütün işlemler liste halinde bir zincirde bulunuyor. Yani, kağıtlar üzerinden olmaması dışında anlattığımla aynı konsept. Bu işlem bütün dünyada çalışan, şebekelenmiş bilgisayarlar ve kodlar üzerinden gerçekleştiriliyor. Tüm bu bilgisayarlar kimin, ne kadar Bitcoin’e sahip olduğunu topluca tasdik ediyor. Yani Bitcoin zinciri, Bitcoin’in nasıl çalıştığının özü.

Peki bu Bitcoin aslında nereden geliyor?

Kodlama, çizelgeye uygun olarak yeni Bitcoin oluşturmaya göre tasarlandı. Bitcoin’leri elde etme yolu ise bir bulmaca çözmek, rastgele şifrelenmiş bir bulmaca. 15 tane zarımız olduğunu varsayalım. Ve bunları devamlı atalım. Bütün zarlar altı geldiğinde kazanmış olalım. Bilgisayarların yaptığı da buna çok benzer bir şey. Doğru sayıya ulaşmak için tekrar tekrar deniyorlar. Başardıklarında ise, bulmacayı çözmüş oluyorlar.

Bulmacayı çözen bilgisayar, çözümünü ağın geri kalanına yayınlıyor. Sonra ödülü olan Bitcoin’i biriktiriyor. Bilgisayarlar bu bulmaca çözme işleminde Bitcoin zincirinin korunmasına yardım ediyorlar ve işlemler listesine ekliyorlar.

Dünyanın dört bir yanında bu yazılımları yürüten birçok insan var. Bu kişilere Bitcoin madencileri diyoruz. Herkes Bitcoin madencisi olabilir. Hemen şuanda yazılımı bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Sonra Bitcoin biriktirmeye çalışabilirsiniz. Önerdiğimi söyleyemem çünkü bulmaca şuanda o kadar zor ve ağ o kadar güçlü ki, kendi bilgisayarımda madencilik yapmaya çalışsaydım, muhtemelen iki milyon yıl boyunca hiçbir şey bulamazdım. Profosyonel madenciler, bulmacaları hızlıca çözmeleri için tasarlanmış, özel donanımlı bilgisayar sistemleri kullanıyorlar. Bütün bu Bitcoin ağı ve sistemlerinin kullandığı enerjinin küçük bir ülkeninkiyle eşdeğer olduğu tahmin ediliyor. Şifrelenmiş dövizlerin ilk seti biraz yavaş ve külfetli olabilir. Fakat gelecek jenerasyon daha iyi ve daha hızlı olacak.

Global, programlanabilir bir para için şifrelenmiş döviz bir başlangıç. Ve programlanabilir para olan bir dünyada, izin almadan, herhangi bir diyaloğa girmeden, param sıkışıp kaldı mı derdi olmadan, bir yere üye olamam gerekmeden istediğim herkese ödeme yapabilirim. Ve dünyanın her yerine para gönderebilirim. Bu gerçekten harika bir şey. Bu, izinsiz bir yenilik fikri. İnternet yenilik patlamasına sebep oldu. Çünkü açık bir mimari yapı üzerine inşa edildi. Ve internet iletişim kurma yollarımızı nasıl değiştirdiyse, programlanabilir para da nasıl ödeme yaptığımızı, tahsis etme ve değer biçme şeklimizi değiştirecek.

Peki programlanabilir para ne tür bir dünya ortaya çıkaracak? Sağlık hizmeti bilgilerimi eczacılıkla ilgili bir şirkete kiralayabildiğim bir dünya hayal edin. Büyük ölçekli bir analiz yapabilirler ve bana bilgilerimi sadece anlaştığımız şekilde kullandıklarını gösteren şifrelenmiş bir kanıt temin edebilirler. Ve buldukları şeyler için bana ödeme yapabilirler. Yayın servislerine kaydolmak yerine, televizyonum, izleme alışkanlıklarımı incelese ve bütçeme uygun, keyif alabileceğim bir içerik önerse nasıl olurdu? Reklamların olmadığı bir internet dünyası düşünün. İçeriği gördüğümüzde bedelini ilgimizle ödemek yerine sadece ödeyeceğiz.

İlginç bir şekilde, mini ödeme gibi şeyler, aslında dünyadaki güvenlik sisteminin işleyişini değiştirecek. Çünkü değer tahsis etmekte bir kere iyi olduktan sonra, insanlar paralarını ve enerjilerini daha yapıcı şeylerde kullanacaklar. Eğer e-posta göndermenin az da olsa bir maliyeti olsaydı spam diye bir şey olur muydu?

Henüz böyle bir dünyada değiliz, fakat adım adım yaklaşıyoruz. Şuanda, sanki arabanın ilk kez görüldüğü dünyadayız. İlk şifrelenmiş döviz, ilk araba gibi. Yavaş, anlaması ve kullanması zor. Dijital para, at ve at arabasına benziyor. Gayet iyi çalışıyor ve bütün ekonomi onun üzerine kurulu. Eğer yaşadığınız binada, motorlu bir taşıta geçen ilk kişiyseniz, muhtemelen komşularınız delirmiş olduğunuzu düşünecektir: “Neden bu büyük, hantal, her seferinde bozulan, ateşlenerek çalışan ve yinede attan yavaş olan bu makineyi istiyorsun ki? Fakat hepimiz hikayenin nasıl değiştiğini biliyoruz.

Programlanabilir parayla yeni bir döneme giriş yapıyoruz. Bu çok heyecan verici ve biraz da korkutucu bir durum. Şifrelenmiş dövizler de, şuan keş para nasıl illegal işler için kullanılıyorsa, aynı amaçla kullanılabilir. Bütün işlemler çevrim içi gerçekleşmeye başladığında gözetim için bu ne anlama geliyor, yaptıklarımızı kimler görebilir? Bu yeni dünyada kim avantajlı, kim değil? Daha önce para ödemem gerekmeyen şeylere ödeme yapmak zorunda olacak mıyım? Algoritmaların ve fayda fonksiyonlarının köleleri mi olacağız?

Bütün yeni teknolojiler değiş tokuşlarıyla beraber gelirler. İnternet zamanımızı harcama konusunda birçok yol ile geldi. Aynı zamanda üretkenlikte de büyük bir artış sağladı. Cep telefonları sinir bozucular. Çünkü her zaman işle bir bağlantım olması gerekiyormuş gibi hissettiriyor. Fakat aynı anda arkadaşlarım ve ailemle de sürekli irtibatta kalabiliyorum. Yeni ortak bir ekonomi bazı meslekleri yok edecektir. Fakat diğer bir yandan da, istihdam için yeni ve esnek formlar da oluşturacaktır. Programlanabilir para ile, ağın mimarisine, büyük, güvenilir kurumlara olan ihtiyacımızı keseceğiz. Ve bu, paradaki yeniliği köşelere doğru itiyor, ait olduğu yere. Programlanabilir para, parayı demokratikleştirir. İşte bu yüzden işler tahmin edemeyeceğimiz bir şekilde değişecek ve gözler önüne serilecek.